Günde 6 Öğün Mantıklı mı?

Günde az ama sık yemek sağlıklı hayat yolunda başarıya giden tek yol mu? Eğer öyle düşünüyorsanız, henüz yazımın başında belirteyim, yanılıyorsunuz!

Büyük olasılıkla hayatınızın bir bölümünde bu metodun kurbanlarından biri oldunuz. Olmadıysanız da kesinlikle duydunuz. Eğer dünyalı değil iseniz size basitçe tarif edeyim. Bu method, günde en az 6 farklı öğünü düşünmenizi ve doğal olarak bunları önceden hazır etmenizi gerektiriyor. Ufak porsiyonlardan oluşan bu öğünler kısa vadede sizleri belki tatmin etse de, uzun vadede neredeyse kimseyi kendine bağlı tutamıyor. Pratik olarak uygulaması bir hayli zor olan bu yöntemin (özellikle çalışıyorsanız), teorik olarak da neredeyse hiç bir getirisi yok. O halde neden uygulamaya devam ediyoruz?

Bu yöntemi bu kadar popüler yapan yanlış inanışlar neler? Gelin beraber inceleyelim.

cook-366875_640

İşte günde 6 öğün ile beslenmenizi söyleyen diyet kitaplarının ve diyet “gurularının” tezlerini savunmaya çalıştıkları sebepler:

  • Bir öğün yediğinizde, bünyeniz özellikle o öğünün sindirimi için ekstra kalori harcar.

Teoriye göre, gün boyunca devamlı ufak öğünler ile beslenip sindiriminizi devamlı aktif tutarsanız, bünyeniz ekstra kaloriler harcayarak optimum hızına ulaşır ve alev alırsınız 🙂 Kulağa çok güzel gelse de doğru bir bilgi değil. Araştırmaya göre, gün içerisinde aldığınız kalorinin değişmediğini varsayarsak, bu kalorileri ister 1 öğünde yiyin isterseniz 6 öğünde, bünyeniz bu kalorilerin sindirimi için toplamda eşit miktarda enerji harcayacaktır. Örneğin, gün içerisinde 2000 kalori ile besleniyorsanız, 300-400 kalorilik 6 ufak öğün ile 1 adet 2000 kalorilik öğün arasında bir fark yoktur. Vücudunuz her ikisini de işlemek için eşit oranda çalışır.

  • Devamlı ufak öğünlerle beslenerek, öğünlerinizde aşırıya kaçmayı engellemiş olursunuz.

Buna tamamen katılmamak yanlış olur. Özellikle porsiyon kontrolü olmayan, ne kadar yemesi gerektiğini kestiremeyen insanlar için doğru bir yaklaşım. Ancak bunu bahane olarak kabul edip kurtulamazsınız. Nihayetinde porsiyon kontrolüne sahip olmamak, doğuştan gelen bir hastalık değildir. Zamanla porsiyon kontrolünü öğrenen herkes, günde 6 öğünün kısıtlayıcı (sağlıklı ve ufak öğünler) ve bir o kadar da efor sarf edici olduğunun farkına varacaktır. Bunların yanı sıra, 6 adet “ufak” öğünle beslenildiğinden dolayı, neredeyse hiç bir öğünden sonra tam anlamıyla doygunluk hissini alamayacaksınız.  (bir an için karnınız açken yediğiniz doyurucu bir yemekten sonra gelen mutluluğu hayal edin 🙂 ) Bu sebepten dolayı arada gelen tatlı veya abur cubur krizlerine de hayır demeniz bir o kadar zorlaşacak. Örneğin motivasyonunuzu yitirmeye başladığınız o anlarda 😉

Bilimsel olarak sağlam temellere oturtulduğu sanılan bu yöntem aslında 1. sebepte gösterildiği gibi, o kadar da sağlam temeller üzerinde bulunmuyor. Sadece 2. sebepte bahsedildiği gibi bu yöntem gerçek anlamda sadece porsiyon kontrolü olmayan bireyler üzerinde işe yarıyor.

Eğer eski çağlara, taş devri zamanını ya da antik çağları düşünecek olursanız, her üç saatte bir yemek yeme zorunluluğu fikrinin bazı sorunları doğurabileceğini hayal etmeniz güç olmaz. Sizce mağara insanları güneş saatlerini kullanıp her üç saatte bir yemek yiyorlar mıydı? Tabi ki HAYIR! Ancak mümkün olduğunda yemek yiyorlardı ve buna rağmen yemek yemediği vakitlerde de gerekli enerjiyi bulabiliyor ve tüm vücut fonksiyonlarını yerine getirebiliyorlardı. Buna yüksek enerji gerektiren avlanmak veya hayatta kalmak için mücadele göstermek de dahil.

2009 yılında yapılan ve New York Times’da da haber olan bir çalışma günde 6 öğün mantığının kilo kaybı konusunda hiç bir avantajı olmadığını gösteriyor.

“O zaman ne kadar sıklıkta yemeliyim?”

En iyi beslenme düzeni hayatınız boyunca kendinizi zorlamadan devam ettirebileceğinizdir. Eğer ufak porsiyonlu öğünlerden hoşlanıyorsanız 6 öğün, büyük porsiyonlu öğünlerden hoşlanıyorsanız 2 öğün, ben tek öğünde dünyaları yemekten hoşlanıyorum diyorsanız da 1 öğün yiyebilirsiniz 😉

Örneğin, ben günde 2 büyük öğünden zevk alıyorum. Bunun yanı sıra aralıklı oruç uygulayarak gün içerisinde 16 saat aç kalmaya özen gösteriyorum. Sizler de süreç boyunca zevk alarak uygulayacağınız yolu seçin.  İçinizdeki sesi dinleyin ve özgürleşin. Kendinizi basma kalıp fikirlerin kölesi olmaktan kurtarın!

gm-food-1668167_640

Önemli olan ne kadar sıklıkta yediğiniz değil, ne yediğinizdir!

Şunu unutmayın ki evrim, modern hayatın işlediğinden çok daha yavaş işler. Özellikle evrimin son asırlardaki gelişmeleri yakalaması mümkün değil. O bizim genetiğiyle oynanmış meyve ve sebezeleri veya fast food yiyebileceğimizi, daha doğrusu insanoğlunun maddiyat uğranı kendi soyunu zehirleyebileceğini düşünemiyor ve bunlara hazır değil. O hala bizim mağarada ya da zor hayat şartlarında nasıl hayatta kalacağımızı düşünüyor. Öğün sıklığı, onun için kolayca adapte olabileceği ufak bir değişiklik. Adapte olamayacağı ise doğallıktan uzaklık.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

Create a website or blog at WordPress.com

Up ↑

%d bloggers like this: